Yaşanan olayın tüm Isparta’yı üzdüğünü belirten Demiralay, kanalizasyon, drenaj ve benzeri altyapı çalışmalarının “basit bir hafriyat faaliyeti” olarak görülemeyeceğini ifade etti. Özellikle dar ve derin kazılarda zemin yapısı bilinmeden, geoteknik değerlendirme yapılmadan, kazı güvenliği sağlanmadan ve gerekli iksa ya da şev tedbirleri alınmadan çalışma yürütülmesinin ciddi can güvenliği riskleri oluşturduğunu vurguladı.
Kazı çalışmalarında zeminin cinsi, tabakalanma durumu, yeraltı su seviyesi, kazı derinliği, çevre yükleri ve mevcut altyapı hatlarının teknik olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Demiralay, özellikle dolgu zeminlerde, gevşek yapılarda ve suya doygun tabakalarda göçük riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Kazı derinliği arttıkça zeminin kendi kendine ayakta kalma süresinin azaldığını ifade eden Demiralay, “Kazı derinliği arttıkça zeminin kendi kendine ayakta kalma süresi azalmakta; kazı kenarına malzeme yığılması, iş makinelerinin kazı kenarına yaklaşması, açık kazı yüzeylerinin uzun süre bekletilmesi ve iksasız çalışma yapılması göçük riskini artırmaktadır. Bu nedenle bu tür çalışmalarda zemin etüdü, geoteknik değerlendirme, kazı destek/iksa projesi, şev stabilite kontrolü, yeraltı suyu değerlendirmesi, iş güvenliği risk analizi, teknik personel kontrolü ve saha denetimi bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Bugün sorgulanması gereken husus şudur:
- Bu çalışma öncesinde zeminin taşıma ve stabilite özellikleri incelendi mi?
- Kazı derinliğine göre iksa ihtiyacı belirlendi mi?
- Şev açısı zemin cinsine göre değerlendirildi mi?
- Kazı kenarında ilave yük oluşturacak malzeme veya iş makinesi konumlandırıldı mı?
- Yeraltı suyu, mevcut altyapı sızıntıları veya dolgu zemin riski dikkate alındı mı?
- Sahada yetkin teknik personel ve iş güvenliği uzmanı gözetimi sağlandı mı?
Bu sorular cevaplanmadan yaşanan olayın yalnızca “talihsiz bir kaza” olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Altyapı ve kazı işleri; mühendislik hesapları, geoteknik veri, iş güvenliği tedbirleri ve disiplinli saha uygulaması gerektiren ciddi mühendislik faaliyetleridir.
Kamu kurumları tarafından yaptırılan çalışmalarda teknik sorumluluk daha da büyüktür. Çünkü bu işler yalnızca bir kanalizasyon imalatı değil; çalışanların can güvenliğini, çevredeki yapıların stabilitesini, mevcut altyapı hatlarını ve kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren uygulamalardır.
Unutulmamalıdır ki kamu kurumları, yaptıkları her işte yalnızca hizmet üretmekle değil; aynı zamanda doğru, güvenli, bilimsel ve mevzuata uygun uygulamalarla topluma örnek olmakla da yükümlüdür.
Kamu eliyle yürütülen altyapı, kazı ve inşaat çalışmalarında mühendislik bilimi, teknik personel görüşü, geoteknik değerlendirme ve iş güvenliği tedbirleri kâğıt üzerinde değil, sahada eksiksiz uygulanmalıdır.” dedi.
Demiralay açıklamasının sonunda, kamu eliyle yürütülen altyapı, kazı ve inşaat çalışmalarında mühendislik biliminin, teknik personel görüşlerinin, geoteknik değerlendirmelerin ve iş güvenliği tedbirlerinin sahada eksiksiz uygulanması gerektiğini belirterek, “Kamu eliyle yapılan her çalışma aynı zamanda sahaya verilen bir mesajdır. Bu mesaj ‘iş hızlı bitsin’ değil, ‘iş doğru, güvenli, teknik ve insan hayatını önceleyen şekilde yapılsın’ olmalıdır” ifadelerini kullandı.
