Gangi kasabası, İtalya’da bu uygulamaların en bilinen örneklerinden biri. Yıllardır kullanılmayan taş evler, yeni sahiplerine sembolik ücretlerle hatta bazı durumlarda ücretsiz olarak veriliyor. Ancak bu fırsatın önemli bir karşılığı bulunuyor.
Peki şartlar neler?
Ev sahibi olmak isteyenlerin, oldukça yıpranmış durumdaki bu yapıları en fazla 3 yıl içinde aslına uygun şekilde yenilemesi gerekiyor. Belediyeler, sürecin tamamlanmasını güvence altına almak için genellikle depozito ya da banka teminatı talep ediyor. Uzmanlar, evin kendisi ücretsiz olsa bile restorasyon maliyetlerinin ciddi seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekiyor.

Öte yandan İrlanda hükümeti de benzer bir adımı adalar için attı. “Yaşayan Adalarımız” programı kapsamında, eski ve kullanılmayan evleri satın alarak bu bölgelere yerleşmeyi kabul edenlere 84 bin euroya kadar hibe sağlanıyor. Bu destek yalnızca onarım, yalıtım ve yapı güçlendirme gibi giderlerde kullanılabiliyor. Amaç ise hem kalıcı nüfusu artırmak hem de adaların özgün yapısını korumak.

Bir başka dikkat çeken örnek ise Albinen köyü. Bu köy, İsviçre’de yer alıyor ve nüfusu artırmak için doğrudan nakit teşvik sunuyor. Köye yerleşen yetişkinlere 25 bin, çocuklara ise 10 bin İsviçre Frangı veriliyor. Ancak bu destekten yararlanmak isteyenlerin 45 yaşın altında olması, en az 10 yıl bölgede yaşaması ve belirlenen tutarda yatırım yapması gerekiyor.
Uzmanlara göre bu tür teşvikler yalnızca nüfusu artırmayı değil; aynı zamanda yerel kültürü, mimari mirası ve kırsal yaşam biçimini korumayı amaçlıyor. Avrupa genelinde yaygınlaşan bu uygulamalar, büyük şehirlerden uzaklaşıp daha sakin bir yaşam arayanlar için yeni fırsatlar sunuyor.
